Gıda ve Beslenmede Artan Bilgi Kirliliği

Merve BEKTAŞ | 10.08.2020

Yaşam faaliyetlerimizi sağlayabilmemiz için ilk önceliğimiz şüphesiz beslenmedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 25. Maddesi’ne göre beslenme bizler için tanımlı olan bir haktır. İnsanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan gıda bileşenlerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanması durumu beslenmenin en genel tanımıdır.1 Bir ülkenin sosyal ve ekonomik yönlerden gelişebilmesi ancak, bedensel ve zihinsel yönden güçlü, sağlıklı ve yetenekli bireylerin varlığına bağlıdır, bu ölçütler için de yeterli ve dengeli beslenme, gıdaya kolay ve güvenilir bir şekilde ulaşabilme önemli bir olgudur.2 

Son zamanlarda dünya genelinde yazılı ve görsel tüm medya araçları, bireylerin sağlık ve beslenme-gıda gibi birçok konuda bilgi kazanmalarında önemli rol oynamaktadır.3 Ancak gıda ve beslenme alanında çeşitli platformlarda yanlış, eksik, bilimsel olmayan birçok söylemler yer alabilmektedir. Dünyada yaşanan besin ve beslenme ile ilgili bilgi kirliliğinin temel nedeni, güvenilir gıda ve sağlıklı beslenmede bilimsel kanıtlarla ve objektif şekilde değerlendirilmeden, doğruluğu olmadan kamuoyu ile paylaşılmasıdır. 

Doğru bir beslenme için güvenilir gıda şarttır. Güvenli gıda; amaçlandığı biçimde hazırlandığında fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri itibariyle insan tüketimine uygun olan, sağlık açısından bir sakınca oluşturmayan ve besin değerini kaybetmemiş gıda maddesidir.4 Bilgi kirlilikleri güvenli gıdaya ulaşımı da etkileyebilmektedir. Gıda güvenliği bu denli önemli bir sorunken bu sorunla baş etmede tüketicilerin bilinçli ve kararlı olması gerekmektedir.

Hayatımızı sürdürebilmemiz için doğruluğu net olmayan, kulaktan dolma bilgiler birçoğumuzu yanlış yönlendirmekte, halkın hayatını riske atmaya neden olabilmektedir. Öyle ki en basit ifadeyle çevremizden duyduğumuz ‘’çiğ süt daha yararlıdır’’, ‘’eti az pişirip biraz kanlı tüketmek daha doğrudur.’’, ‘’paketli gıdaların hepsi çok zararlı’’ gibi birçok söylemlere maruz kalabilmekteyiz. Peki bu söylemlerin dayanağını biliyor muyuz?
Gıda ve beslenmeye ilişkin riskler; gelişen teknolojiye bağlı çevre kirliliği, küreselleşme sürecinde değişen tüketim alışkanlıkları, eğitim ve gelir düzeyinin düşüklüğü, gıda etiketlerini okunma alışkanlığının olmaması, gıda üretim birimlerinde gerekli yatırımların yapılamaması, yetersiz mevzuat, denetim uygulamalarının eksikliği ve nüfus artışı gibi nedenlerle artmaktadır.5 İnternetin kullanımın artması ile bu konuda daha da bilgi kirliliği artmış bulunmaktadır. Bilgi kirliliği tüm dünyada gıdadaki en büyük sorunlardan biridir. Bu durum halkın doğru bilgilere ulaşımını engellemekte ve kişileri yanlış yönlendirmektedir. Sosyal medya platformları, gazete ve dergiler, televizyon, radyo gibi kitle iletişim araçları bilgi kirliliklerinin yayılmasında önemli bir unsurdur.6 Temel neden olarak da bilgi kirliğinin oluşmasında kitle iletişim araçlarında yayınlanan haber ve bilgilerin bilimsel temelli olmamasıdır.7

Aslında sosyal ağların kullanımında, bilgi akışının daha hızlı gerçekleşmesi, kolay ulaşım sağlaması ve tüketicinin talebine daha hızlı yanıt vermesi gibi birçok olumlu etkileri mevcuttur. Ancak kendi alanı olmadığı halde çeşitli bilgiler sunan kişilerin farklı bakış açılarının herhangi bir filtrelemeye tabi tutulmadan topluma sunulması, olumsuz algının yaratılmasının kolay olması ve insanların hemen bu tip bilgilere inanıp bilgi kirliliğine yol açabilmesi gibi olumsuz özellikleri de mevcuttur. Bireylerin medyada yer alan yanıltıcı yazı, haber ve reklamlardan etkilendiği, bu yönde satın alma davranışı sergilediği bilimsel araştırmalarca desteklenmektedir.8

Sonuç- Öneri
Tüm bu söylemlerimizi kısa bir örnekle açıklamak istersek; belli bir dönemde özellikle tavuk eti tüketiminde uzman olmayan kişilerin hormon, GDO’lu yem ve antibiyotik kullanımıyla ilgili konuşmaları tüketicilerin tavuk üreten firmalara olan güvenini olumsuz etkilemiş ve bilgi kirliliğine neden olmuştur. O dönem birçok insan tavuk tüketiminde çok hassaslaştı, firmalara olan güven zedelenmişti. (Anonim)
Daha basit bir ifadeyle örnek vermek gerekirse; birçok kişi beslenme konusunda karbonhidratların zararlı olduğunu, proteince beslenmenin yararlı olduğu konusunda sık sık düşüncelerini paylaşıyor. Ancak vücudumuz için gerekli olan tüm besinlerden yeteri kadar almamız bizim için en doğrusudur ve bu konuyu uzman kişilere danışmak en iyisidir. İşte bu tip söylemler günlük yaşantımızda bilgi kirliliklerine yol açmaktadır. Yani aslında ‘’ben şöyle yapıyorum, bana göre bu doğru, şu bana iyi gelmişti sen de yap’’ vb konuşmalar sık sık maruz kaldığımız bilgi kirliliklerinin başlangıcıdır. Konu hakkında uzman olmayan kişilerden bilgi almaktan, yeteri kadar araştırma (bilimsel) yapmadan bir konu hakkında fikir paylaşmaktan, sosyal medyada her gördüğümüz paylaşımlara hemen körü körüne inanmaktan kaçınmalıyız. Sansasyondan uzak doğru beslenme haberciliği ile bilgi kirlenmesinin önüne geçilmesine yönelik çalışmalar artırılmalıdır. Besinler ve beslenme ile ilgili eğitici programların niteliği ve niceliği artırılmalı, halk daha da bilinçlendirilmelidir. Tüm mecralar resmi kurumlarca denetlenmelidir. Konu hakkında bilgisi olan tüm kuruluşlar, meslekler ve uzman kişiler birleşerek tüketicinin kolay ulaşabileceği şekilde halkı gıda ve beslenme konusunda her zaman bilinçlendirmelidir. Bu basit ama etkili yöntemler bilgi kirliliğinin azalmasına büyük ölçüde katkı sağlayacaktır. İnsan yaşamı çok değerlidir ve yaşamımızın en önemli parçası beslenmedir. Bu kadar önemli bir konuda herkes üstüne düşeni yapmalı, insan hayatını riske atmamalıdır. Bilimsel verileri göz önüne alalım, bilgilenelim ve bilinçlendirelim…

Kaynakça
1.    Toprak İ, Şentürk Ş, Yüksel B, Çakır B, Bideci E (2002). Toplumun Beslenme de Bilinçlendirilmesi. Saha Personeli için Toplu Beslenme Eğitim Materyali. T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Ankara.
2.    Hasipek S, Sürücüoğlu MS (1994). Ülkemizde Okul Öncesi Çocuklarda Görülen Beslenme Sorunları ve Beslenmenin Önemi. 10. Ya-Pa Okul Öncesi Eğitim Yaygınlaştırılması Semineri, Ya-Pa Yayınları, Ankara.
3.    Aktaş, N. ve Cebirbay, M.A., (2011). Tüketicilerin beslenme bilgilerine erişmede kullandıkları kitle iletişim araçları üzerine bir araştırma. Karadeniz (Black Sea-Черное Море) Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:3, Sayı:11, ss:47-56.
4.    Mcsave D ( 1998). Essentials of Food Safety-Sanitation. Printice-Hall, Inc-New Jersey.
5.    Giray H, Soysal A (2007). Türkiye’de Gıda Güvenliği ve Mevzuatı. TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni, 2007: 6
6.    MERDOL, TK.: (2008). Beslenme Eğitimi ve Danışmanlığı, Sağlık Bakanlığı Yayınları.
KOCH, PA.-Contento IR.-Barton AC.: (2010). Choice, Control& change. Using Science To Make Food and Activity Decisions Teachers College, Columbia University and the National Gardening Associations, 1. Baskı, Amerika Birleşik Devletleri.
7.    ANONYMOUS: (2002) Position Of The American Dietetic Association: Food And Nutrition Misinformation, Journal of The American Dietetic Association, 102(2), 260-266.
LESTER, I.: (1994). Australia's Food And Nutrition (AIHW) Report, Australian Government Publishing Service-Canberra.
8.    Bardakçı, H., Özçelik, O. ve Kılıç, S., (2015). Cinsiyet ile tüketici davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve ampirik bir uygulama, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt:8, Sayı:40, ss:620-626.
Özel, R., (2012). Reklamların çocuklar üzerindeki olumlu olumsuz etkileri, Eğitişim Dergisi, Sayı:33,
Yılmaz, E., Yılmaz, İ. ve Uran, H., (2007). Gıda maddeleri tüketiminde medyanın rolü: Tekirdağ ili örneği, Gıda Teknolojileri Elektronik Dergisi, Cilt:2, Sayı:3, ss:9-14.