10 Soruda Evde Kilo Almaya Ne Kadar Yatkınsınız?

05.06.2020

Herkese merhaba! 

Evde kaldığımız şu günlerde pek çoğumuz kilolar ile mücadele eder oldu. Bu yazıda, evde kilo almaya yatkın olup olmadığınızdan bahsedeceğiz. Sizlere, 10 tane soru hazırladım. Sorulara vereceğiniz “evet” ve “hayır” cevaplarına göre, evde kilo almaya ne kadar yatkın olduğunuzu öğrenebilirsiniz! Tüm dünya pandemi ile mücadele ederken ve insanlık için “Evde Kal!” çağrıları devam ederken, bir süreliğine hayatlarımıza evimizden devam ediyoruz. Bu, virüsten korunmak adına son derece önemli olsa da, dezavantajlı noktaları da var. Bunlardan biri de, evde buzdolabı ile baş başa kalmak. Bu durum, ne yazık ki kilo almayı kaçınılmaz hale getirebiliyor. Bu yazıda, sizlere yönelteceğim sorular ile kilo almaya yatkın olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz. Sorulara geçmeden önce, evde doğru beslenme hakkında bazı önemli ipuçlarını da sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Evde olduğumuz şu günlerde, mutfaktaki uyaranlarla sürekli karşı karşıyayız. Can sıkıntısı ve stres, iştahı daha fazla açabiliyor. İlk günlerde bu durum kabul edilebilir olsa da, bir noktadan sonra artık “dur” demek gerekiyor. Sağlıksız beslenme ve kilo alımı, evde olmanın yarattığı dezavantajlardan biri. Bu durum, psikolojiyi de olumsuz etkiliyor. Kilo aldıkça psikolojimiz bozuluyor, psikoloji bozuldukça da yemek yemek istiyoruz. Daha fazla yemek yemek, bir de üzerine sağlıksız seçimler yapmak, ruh halimizi daha da dibe çekiyor. Bu nedenle, evde doğru ve dengeli beslenmenin önemini anlamak daha çok önem kazanıyor. Peki, evde beslenme konusunda nelere dikkat etmeliyiz? 

Abur cuburlar, paketli gıdalar ve hamur işleri, yerken sizi mutlu ediyor olabilir. Ancak, o kısa süreli mutluluk hissi geçtikten sonra, depresyona varan sonuçlara neden olabiliyor. Bu nedenle, bu tip yiyeceklerden uzak durmak son derece önemli. Evdeyken, işlenmiş karbonhidratlardan mutlaka uzak durmalısınız. Bunlar, kan şekeri seviyelerinde ani dalgalanmalara neden oluyor. Yani, sizi önce mutlu eder ve sonra ruh halinizi olumsuz etkiler. Bu da, kısır bir döngüye girmenize neden olur. 

Hazırsanız, sizlere 10 tane soru yöneltmek ve evde kilo almaya ne kadar yatkın olduğunuzu öğrenmenizi istiyorum. Yazının videolu haline buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hadi başlayalım!
•    Anne ve/veya babanızda kilo problemi var mı?
Bu soru neden mi önemli? Öncelikle, bir insanın kilo almaya yatkın olmasında genetik faktörler ve aile öyküsü son derece önemlidir. Eğer, ebeveynlerinizden en az biri fazla kilo problemi ile mücadele ediyorsa, siz de kilo almaya daha yatkın olabilirsiniz. Genetiğinizde böyle bir durum varsa, bu süreçte beslenmenize özen göstermenizi öneririm. Genetik faktörler söz konusu olmasa da, evde yanlış bir beslenme düzeniniz olabilir. Örneğin, anne ya da babanız sürekli tatlı yapıyor/yiyor olabilir. Bu istek, akşam yemeklerine de yansır. Akşam yemeklerinden sonra tatlı yemeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz. Ayrıca, evde sürekli makarna, kek, börek pişiyorsa, bu da metabolizması hızlı olan kişilerin bile bir noktadan sonra kilo almasına neden olur.
•    Porsiyon kontrolü yapıyor musunuz?
“Ben sağlıklı besleniyorum ama yine de tartıda bir fark göremiyorum” diye düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. Peki, burada kaçırdığınız nokta ne? Yağsız et tüketmek sağlıklı bir beslenme seçeneğidir. Ancak, her besinde porsiyon kontrolüne dikkat etmek önemlidir. Örneğin; günlük protein hakkınız 120-150 gram olmasına rağmen bunun iki katı kadar et tüketirseniz, tükettiğiniz o fazla miktar kilo almanıza neden olur. Aynı şey, meyveler için de geçerlidir. Vitamin ve minerallerle dolu olsalar da, günde 2-3 porsiyon tüketilmesi sağlıklı kabul edilir. Sürekli meyve tüketmek ya da bağışıklığınızı güçlendirmek adına sürekli meyve suyu içmek, kilo alımı açısından risk oluşturabilir. Ara öğünde 1 portakal tüketmek zararlı değildir, ancak 1 bardak portakal suyu içmek için bir sürü portakal kullanmanız gerekir. Bu nedenle, meyveler de dahil olmak üzere, porsiyon kontrolüne dikkat etmek önemlidir.
•    Eski beslenme alışkanlıklarınıza geri dönüyor musunuz?
Pek çok insan bu konuda sıkıntı yaşıyor ve hedef kilosuna ulaştıktan sonra, eski beslenme alışkanlıklarına geri dönüyor. Kilo vermenize yardımcı olan bir beslenme programını yaşam tarzı haline getirmek, yeniden kilo almanızı engellemek için önemli.
Su içmek, kilo verme süreci bittikten sonra da alışkanlık olmalı. Ara öğünlerde meyve ve ana öğünlerde yoğurt tüketmek, pilav ve makarna tüketimini sınırlandırmak, abur cuburlardan uzak durmak gibi alışkanlıkları kilo verdikten sonra da devam ettirin. Bunu yapamadığınızda, “Nasılsa zayıfladım, yesem de zayıf kalabilirim” diye düşünürseniz, ne yazık ki böyle bir dünyada yaşamadığımızı belirtmeliyim. Kilo hedefinize ulaştıktan sonra, beslenme değişikliklerinizi sürdürmeniz önemli. Zayıfladıktan sonra istediğiniz her şeyi yiyebileceğinizi düşünüyorsanız, yeniden kilo almanız söz konusu. Ayrıca, bir sonraki kilo verme çalışmalarında işinizin biraz daha zor olacağını da belirtmeliyim. Bu da, sizi kilo almaya yatkın hale getirir.
•    Günde 4 saatin üzerinde oturuyor musunuz? Hareketsiz bir yaşam tarzınız mı var?
Masa başı çalışıyorsanız, “Zaten sürekli oturuyorum” diye düşünebilirsiniz. Ya da, karantinada olduğumuz şu günlerde, sürekli evde oturmak zorunda olduğunuzu düşünebilirsiniz. Peki, ne yapmak gerekiyor? Kilo almaya yatkın hale gelmek istemiyorsanız, daha aktif olmalısınız. Bunu yapmanın pek çok yolu var; Youtube’da egzersiz videoları var. Bu egzersizlere başlayabilirsiniz. Spor yapmaktan hoşlanmıyorsanız, dans etmeyi deneyebilir ya da farklı alternatifler yaratabilirsiniz.
•    Diğerlerinin tabaklarında kalanları yiyor musunuz?
Kendi tabağınızdaki yemekleri yedikten sonra, sofradaki diğer aile bireylerinin tabaklarında kalanları da yiyor musunuz? Sırf çöpe gitmesin diye aldığınız o ekstra kaloriler, size fazla kilo olarak geri dönecektir. Midenizin çöp kutusu olmadığını unutmayın. Bunu engellemek için, tabaklara herkesin doyacağı kadar miktarı koymayı deneyebilir ya da daha küçük tabaklarda servis edebilirsiniz. Tabağı küçültmek, psikolojik olarak doymuş hissetmenizi sağlayacaktır.
•    Yemekleri pişirirken atıştırıyor musunuz?
Kadınlar, bunu çok fazla yapabiliyor ve bu da, fazla kilo olarak geri dönüyor. Pişti mi, tuzu yeterli mi derken daha yemeği pişirirken bir sürü kalori almış oluyorsunuz. Ya da, o anda açlığınızı bastırmak adına ayak üzeri bir şeyler atıştırıyorsunuz. Bu da, gereksiz yere günlük kalori alımını arttırmanıza neden oluyor. Bu da, hem ana öğünlerde hem de ayak üzeri atıştırdığınız sırada bolca kalori almanıza neden oluyor. Bu da, hem midenizi genişletiyor hem de kilo almaya yatkın hale gelmenize neden oluyor.
•    Çocuklarınıza aldığınız atıştırmalıklardan yiyor musunuz?
Evinizde bir abur cubur çekmecesi varsa onu yok etmelisiniz. Çocuklarınız varsa ve atıştırmalıkları onlar için aldığınızı iddia edebilirsiniz, ancak durumun her zaman öyle olmadığını siz de biliyorsunuz. Evet, o atıştırmalıkları alırken çocukları düşünmüş olabilirsiniz. Ancak, kendinizi aç hissettiğiniz anda sürekli aklınıza o çekmece gelir ve sonunda dayanamayıp paketi açabilirsiniz. Zaten, böyle bir çekmece çocuklar için de iyi değildir. Sonuçta, bunlar sağlıksız yiyecekler. Bu nedenle, aslında kendi ellerinizle onlara zarar vermiş oluyorsunuz. Evde olmadığında, çocuğunuz birkaç dakika söylenip sonra unutacak. Bu nedenle, evde olduğumuz şu günlerde ve normal zamanlarda, kilo almaya yatkın hale gelmemek için, abur cuburları evden uzak tutmanız gerekiyor.
•    Stres anlarında ya da sıkıldığınızda buzdolabını açıyor musunuz?
Duygu durumlarında yaşanan değişimlerde pek çok insan, sürekli kendini buzdolabının önünde buluyor. Siz de onlardan biriyseniz, kötü bir alışkanlığınız var demektir. Her iyi hissettiğinizde, her kötü hissettiğinizde, her stresli hissettiğinizde buzdolabını açıyorsanız, kilo almaya yatkın hale gelirsiniz. Peki, bunu önlemek için ne yapmalı? Öncelikle, ruh hali değişimlerini yemekle bağdaştırmaktan kaçınmalı, aradaki o bağı kırmalısınız. Üzüldüğünüz zamanlarda sizi oyalayabilecek, iyi hissetmenizi sağlayacak başka aktiviteler bulmaya çalışın.
•    Ayak üstü atıştırma alışkanlığınız var mı?
Bu, daha çok çalışan kişilerde görülen bir durum. “Diyet yapmama rağmen kilo veremiyorum. Aslında fazla yemek yemiyorum ama yine de zayıflayamıyorum” diyorsanız, bir şeyler ters gidiyor olabilir. Ben, genellikle danışanlarımı ilk hafta takip etmeyi tercih ediyorum. Onlara verdiğim liste ile, gereksiz atıştırmalıklardan kaçınmalarını hedefliyor. İlk haftanın sonunda kontrole geldiklerinde, hemen 1-2 kilo verdiklerini görüyorum. Burada, gereksiz atıştırma alışkanlıkları olduğunu fark ediyoruz. Birisi bisküvi ikram ettiğinde hayır deyin, masanın üzerinde atıştırmalık bulundurmayın. Ayak üstü atıştırmalıklar, almanız gerekenden daha fazla kalori almanıza ve kilo almaya yatkın hale gelmenize neden olur.
•    Minimum 30 dakika egzersiz yapıyor musunuz?
Evde olduğumuz şu günlerde, pek çok insan diyet yapmasına rağmen kilo verememekten şikayetçi. Evde hareket kısıtlandığı ve egzersiz yapılmadığı için, harcanan kalori de doğru orantılı olarak azalmış oluyor. Peki, ne yapmalı? Her gün en az 30 dakikalık egzersiz yapmaya başlamak, metabolizmanızın hızlanmasını sağlar.

Testimizin sonuna geldik. Peki, kaç tane “evet” ve “hayır” yanıtınız var? 



Ayşe Tuğba ŞENGEL