Organik Tarım Aslında Nedir ?

Esra BALCI | 29.06.2017

   Günlük hayatımızda çok sık kullanmaya başladığımız organik tarım, organik ürün gibi kelimelerin anlamlarını gerçekten biliyor muyuz? Cümle içerisinde kullanırken farkına varabiliyor muyuz aslında ne ifade ettiğinin? Mesela ben çok kez şahit oldum yanlış yerde kullanıldığına. Yapay renklendirici değil de doğal renklendirici kullanılarak yapılmış bir şekerlemenin organik bunlar diyerek satıldığını gördüm. Çünkü artık bir şeyi iyi fiyata pazarlamanın yolu oldu organik olduğunu söylemek. Şimdi bu karışıklığı gidermek adına organik tarım nasıl yapılır, amacı nedir gibi sorulara cevap bulmaya çalışalım.

   Organik tarım; tarımsal ilaç, suni gübre, hormon, pestisit ve diğer zararlı katkı maddeleri kullanmadan, üretimin her aşamasının kontrol edilip kayıt altına alındığı, doğal kaynakları en iyi şekilde kullanmayı amaçlayan tarımsal ürün üretme çalışmalarıdır. Üretilen ürünlerin toplanması, işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması ve pazarlanmasının da kayıt altına alındığı bir üretim yöntemidir.

   Organik tarım, yalnız başına gıda üretim kaynağı olmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir tarım ve kalkınma , eko-turizm, biyolojik çeşitliliğin korunması ve erozyon, çölleşme ve iklim değişikliğine neden olan faktörlerin etkisinin giderilmesinin bir dayanağıdır.

   Organik tarımın geçmişi 20. yüzyıla dayanmaktadır. Çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme getirmiştir. 1.ve2. Dünya savaşları arasında popüler olan organik tarım 1950 yılından sonra Amerika Birleşik Devletleri’ nin Marshall yardımı ile önemini yitirmiş, sağlanan ekonomik katkılar ve aşırı desteklenmeler sonucu intansif tarım (birim alandan alınan verimin yüksek olduğu=yoğun tarım)süratle yayılmış, makineleşme, kimyasal ilaç ve gübreler ile kimyasal katkı maddeleri kullanılmaya başlamıştır. 60’ lı yılların sonunda Avrupa Topluluğu’nun uyguladığı tarımsal destekleme politikaları, 1970 de pestisitlerin ve kimyasal gübrenin keşfi de bu gelişmeye katkıda bulunmuştur.

   Ancak “Yeşil Devrim” olarak adlandırılan bu tarımsal üretim artışının dünyadaki açlık sorununa bir çözüm getirmediğini, aksine doğal çevreyi ve insan sağlığını süratle bozulduğunu gören kişi ve gruplar bu konuda araştırmalara başlamışlardır. Bu araştırmalar sonucunda DDT(Diklorodifenil trikloroetan) grubu pestisitlerin kullanımı yasaklanmıştır. Böylece organik tarım tekrar gündeme gelmiştir. Aile işletmeciliği olarak başlayan organik tarımın ticari boyut kazanması uzun sürmemiştir.

   Ülkemizde ise organik tarım ilk olarak 1986 yılında ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda, ihracata yönelik olarak başlamıştır. Bu yüzden ilk zamanlar Avrupa topluluğunun yönetmeliği doğrultusunda yapılan organik tarım 2004 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yayınladığı “Organik Tarım Kanunu” ile kendi kanunlarımıza göre üretilmeye başlanmıştır.

   Organik Tarım Kanun ve Yönetmelik esaslarına göre üretilen bitkisel ve hayvansal tüm ürünler organik olarak değerlendirilir ve Yönetmelikte ayrıntıları verilen etiket ve özel organik tarım logosu ile pazarlanır.

   Kaynak: BTSO: Türkiye de gıda sanayi ve tarım yayını