Yeni Nesil Teknolojik Gıdalar

Hülya ÖZEL | 30.12.2017

   Yeni Nesil Teknolojik Gıdalar

   Gıda işleme, yeni fonksiyonel ürünlerin geliştirilmesi, biyoaktif maddelerin taşınması ve kontrollü salınımı, patojenlerin tespiti, yeni paketleme ürünlerinin geliştirilerek raf ömrünün uzatılması gibi uygulamalar nano teknolojinin potansiyel gıda uygulamaları arasında yer almakta. Protein, karbonhidrat ve yağ kaynaklı nanoparçacıklarla, gıda ürünlerine içerik, tekstür, aroma anlamında istenilen özelliklerin kazandırılması sağlanabilinir. Beslenme alanında, besinlerdeki yağ ve şeker oranının düşürülmesi, gıda takviyelerinin biyoyararlığının artırılması ve vitamin, mineral içeren besin maddelerinin üretimi gibi konularda nano teknolojiden yararlanılmaktadır. 

   Akıllı ambalaj üretiminde kullanılan nanosensörler sayesinde gıda bozulmaları erken seviyede tespit edilerek, bu gıdaların tüketilmesi önlenebilmektedir. Nano gıdalara; istenilen sıcaklığa dayanıklı erimeyen titanyum çikolatalar, yağ içerisine atıldığında yalnızca belirlenen miktarda yağı bünyesine alan patatesler, sıcaklık derecesine göre rengi ve tadı değişen pizzalar ve içecekler gibi örnekler verilebilir. Başka bir örnek ise şekerli sakız türleridir. Şekerli sakız türlerinin içinde bulunan nanotüpler ve nanotüplerin de içine saklanmış aromalar var. Siz şekeri ağzınızda erittikçe nanotüpler patlamaya devam ediyor ve sürekli taze, ferah aroma ile karşılaşıyorsunuz.

   Nano teknolojiyle üretilen gıdalardaki en büyük korku, toksin üretmeleri dolayısıyla insana ve çevreye olabilecek muhtemel zararlarıdır. İkinci risk ise bu kadar kompleks bir sistemden geçerek sentetik olarak üretilen bu gıdaların ne gibi değişimlere uğrayacağı bilinmemekte, 10 hatta 20 yıl sonra yan etkilerinin ortaya çıkabileceği düşünülmektedir. Üçüncü olarak, gıda üretimi doğal ortamda ve şartlarda değil yine GDO’lu gıdalarda olduğu gibi laboratuvar ortamında, doğanın yapısına müdahale edilerek değiştirildiğinden ve bu bilgiler de birkaç kişide ve kurumda saldı olduğundan, bu oluşum gıda zincirlerinin tekel oluşturma riskini doğurmaktadır. 

   Nano teknolojik ürünlerin içerik olarak yeni kimyasallardan oluşmasından dolayı tanımlamada ve düzenlemede sorunlar yaşanabileceğinden için bu alandaki boşluğu dolduracak ciddi çalışmaların, günümüzde ve gelecekte bu teknolojiyi kapsayacak şekilde yapılması gereklidir. Bunun yanında nano teknolojinin sağlık ve çevreye yaptığı etkiler de tam anlamıyla halen bilinmemekte. Nano teknolojinin sağladığı tüm üstünlüklere rağmen, kullanılan tekniklere ve maddelere bağlı olarak ortaya çıkabilecek sonuçlarının ve toksisite potansiyelinin dikkatle değerlendirilmesi ve gerekli araştırmaların yapılması gerekmektedir. Risk değerlendirmesi yapmak ve güvenli olduğu kanıtlandıktan sonra teknolojinin nimetlerinden yararlanmak insanlığın yararına olacaktır.