GDO Nedir ?

19.05.2017

   GDO Nedir ?

   Moleküler genetik çağından önce klasik ıslah yöntemleri kullanılarak yüksek verimli bitki çeşitleri ve hayvan genetipleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Ancak, klasik ıslah çalışmalarının çok uzun zaman alması, maliyetli olması ve başarının hedeflenen düzeylere tam olarak ulaşamaması genetik bilimini sürekli yeni arayışlara sürüklemiştir. Son yıllarda geliştirilen biyoteknolojik yöntemler sayesinde organizmalanın genetik yapılarında değişimler klasik ıslah yöntemine göre daha kısa sürede ve daha az maliyetle hedeflenen başarıyla sonuçlanmasını sağlamıştır.

   Biyoteknolojik yöntemler kullanılarak bir canlı türüne kendi türü dışındaki bir canlıdan gen veya genler aktarılmak suretiyle kalıtımsal olarak belirli özellikleri değişikliğe uğratırılmış bitki hayvan veya mikroorganizmalara "Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)"veya uluslararası kullanımı ile Genetically Modified Organisms (GMO)” denilmektedir.

   Moleküler biyoteknoloji ve gen teknolojisinde meydana gelen hızlı gelişmeler sonucunda, 1960 yılında gen teknolojisi ürünü ilk gıda üretilmiştir. 1973 yılında bakterilerde gen aktarımı ile başlayan süreç, 1980'li yıllardan itibaren giderek hız kazanmış; GDO'lar sadece tarımsal üretimde değil aynı zamanda tıp, sanayi ve çevre ürünleri gibi birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır. 1982 yılında, Rekombinant DNA teknolojisi ile üretilmiş insülin hormonu, 1986’da İlk rekonbinant aşı (sarılık, Hepatit B). Avrupa'da rekonbinant DNA teknolojisi ile üretilmiş ilk hayvan aşısının kullanımı onaylanmıştır. 1994 yılında, ilk genetik mühendisliği ile geliştirilmiş ‘FlavrSavr ‘domates Dünya Gıda Örgütü tarafından kabul edilmiştir. 1996 yılında, genetik olarak değiştirilmiş bitkiler ticari amaçla büyük ölçekte ekilmeye başlanmıştır. 1997 yılında, Koyun (Dolly) klonlanmıştır. 2000 yılında, 'Altın pirinç' (provitamin A üreten pirinç) geliştirilmiştir.

   2000 yılından sonra GDO'lu ürünlerin üretimi ve pazarlanması her geçen yıl artış göstermiştir.Bitkisel üretim gen aktamı uygulamalarının en fazla kullanım alanlarındandır. Günümüzde, dünyada genetiği değiştirilmiş tarımsal ürün üretiminin önemli kısmı ABD, Arjantin, Brezilya, Kanada, Hindistan, Çin başta olmak üzere 28 ülkede yapılmaktadır.Bitkilerde moleküler biyoteknolojiuygulamaları , bitkisel üretimi ekonomik bir şekilde artırılması , herbisitlere dayanıklılık , böceklere direncin artırılması, virüs, bakteri ve fungusların neden olduğu hastalıkların önlenmesi, elde edilen ürünlerin raf ömrünün uzatılması, kuraklık, tuzluluk, don, yüksek asitlik gibi ekstrem koşullara dayanıklılığın artırılması ürünlerin besin bileşiminin iyileştirilerek kalitesinin artırılması amacıyla uygulanmaktadır. Dünyada bu teknolojinin en başarılı bir şekilde uygulandığı bitkiler mısır, soya fasulyesi, kanola, pamuk, tütün, kolza, patates ve domatestir .Kullanım alanları dikkate alındığında ise en fazla üretimin soya fasulyesi, mısır, pamuk ve kanola ürünlerinde olduğu görülmektedir. Bu bitkiler gıda,yem,sanayi alanlarında kullanılabilmektedir.
2014 yılında transgenik bitki ekimi, ABD’de 73.1 Brazilya’da 42.2 ,Arjantina’da 24.3, Hindistan’da 11.6 ve Kanada’da 11.6 olmak üzere dünyada toplam 181.5 milyon hektar alanda yapılmaktadır.GDO’lu tohumların küresel pazar değeri 15,7Milyar $.

   Gıda güvenliği açısından, AB mevzuatına göre GDO içeren ürünleri etiketlenmesi ve izlenebilirliği üzerinde durulan konulardır. Üye ülkelerde satılan tüm gıda ve yemlerde GDO içerip içermediklerini gösteren etiketleri taşıma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak GDO eşik değeri %0.9’dan az olan gıda ve yemler için bu zorunluluk geçerli değildir.