Bir Kızıl Derelinin Cips Öyküsü


   Bir Kızıl Derelinin Cips Öyküsü

   Gıda sektörü insan ve sağlığı ile doğrudan alakalı önemli sektörlerden bir tanesidir. Fakat ne kadar doğrudan ilişkilide olsa her sektörde olduğu gibi bu alanda da üzerinde birçok çalışma yapılıp fakat uygulanmayan, daha doğrusu uygulanamayan bazı parçaları bulunmaktadır.

   Evet, bugün üzerinde birçok çalışma yapılıp hiçbir tanesinin uygulanmadığı, fakat piyasada ‘’ pazarlama kurbanı ‘’ olduğu gıda sektörünün önemli alanlarından biri olan atıştırmalık sektörüdür. Bu konuda en büyük pazar payına sahip cips kategorisidir.

   Dünya’da atıştırmalık ve cips tüketiminde ilk sıralarda yer almaktayız. Bu durumun gelecekte sağlık istatistiklerinde kanserden, obeziteye, diyabetten birçok kardiyovasküler hastalıklara neden olacağı düşünülmektedir. Piyasada her damak zevkine uygun bulunan çeşitleri ile vücudumuzda yedikçe yeme hissini yaratmaktadır. Yağ ve tuz oranı göz önüne alındığında tehlikeli ürün gruplarına girdiği araştırmalar ile kanıtlanmıştır. En başta belirttiğim "pazarlama kurbanı" terimine gelecek olursam, pazarlama kurbanı demek; Evet, insan sağlığını gözetmeksizin piyasa ile buluşturulan ve buna rağmen insanlar tarafından sürekli tüketilen pazar aralığı çok fazla olan bir sektörden bahsediyoruz.

   Cipsin ilk yıllarına gidecek olursak 1853 yılında Kızıl dereli başarılı bir bir aşçının müşterisine olan kızgınlığından ortaya çıkan bu ürün o zamanlar patates mısır fasulye soğan ve diğer protein değeri yüksek sebze ve meyvelerden yapılıyormuş. O zamanın şartlarına göre de belirli bir piyasası vardı elbet cips sektörünün fakat bu kadar büyük değildi.
   Peki, o günden bugüne neler değişti? İnsanların alışkanlıkları değişti, beslenme şeklimiz değişti, piyasa dengeleri değişti, sektör küçüktü, sektör büyüdü, Türkiye'de 30-35 milyar dolarları buldu, kişi başı yıllık 1,5 kilo cips tüketir olduk. Hepimiz sağlıksız buluyoruz ancak önümüze sunulan bir tabak dolusu cipse hiçbirimiz hayır diyemiyoruz.

   O halde tüm dünya genelinde O günden bugünlere tarımsal ürünlerin, teknolojinin kat ve kat arttığını hiç birimizin inkâr edeceğini düşünmüyorum. Neden ilk anda böyle bir çıkış noktasından böylesine büyüyen bir sektör için pazarlama kurbanı dediğimi anlamışsınızdır umarım.
Yapmamız gereken ise beslenmemize küçük lokal dokunuşlar ile tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek olacaktır. Tıpkı bir kızıl dereli zamanında ki gibi gıda tüketim alışkanlıklarındaki değişime ayak uydurmak fakat sağlıklı beslenme alışkanlıklarınızdan ödün vermeden sebzeden meyveden bakliyattan yapılmış doğal ürünleri tercih ederek bir başlangıç yapabiliriz.